12 Eki 2014

Komün yaşamlar: Christiania (Christian Town)

I kan ikke slå os ihjel  
"Bizi öldüremezler"

Bu kapılardan girdiğinizde tamamen farklı bir dünya ile karşılaşacaksınız. Aslında hep o istediğiniz, ütopya gibi gözüken dünyanın, hiç olmadığı kadar gerçek olduğunu göreceksiniz. İnsanlar bu sokaklarda huzurlu yürürken, hayvanlar özgürce oynuyor. Araba gürültüsü yok. Koşturmaca yok. Sokaklarda sanatın o sonsuz havası sizi içine alıyor. Şarkı söyleyenler, eğlenenler... Her şeyin yanında herkes, gündelik işlerini de yapmayı ihmal etmiyor. 

İşte bu yer Kopenhang'ın içinde bulunan, 34 hektar alana kurulmuş özerk bir hippi köyü! Bu yerin adı Christiania (Christian Town). Danimarka'nın en güvenli yerlerinden sayılan Christiania, aynı zamanda Avrupa'nın en büyük hippi komününün yaşandığı alan.


Yaklaşık 40 yıl önce buraya gelen bir grup hippi gencin, kapatılan askeri üssüne yerleşerek burayı bir yaşam alanına dönüştürmesi ile tüm değişim başladı. Dan hükümeti yeni oluşan komünal topluluğu dağıtmak istese de pek başarılı olamadı. Çünkü, bu yer birçok farklı şehirden ve ülkeden insanlar almaya başlamıştı. Burası terk edilmiş bir alandan daha çok artık, kütüphanesi, kreşi, tarım alanları, atölyeleri olan bir kasabaya dönmüştü. Alternatif bir toplumsal deney adı altında buradaki yaşama göz yumsa da Dan hükümeti, bu komünal toplum ile yıllar yılı bir sürtüşme yaşadı. Burada yaşayan halk, yaşadıkları toprakları dev inşaat şirketlerine kaptırmamak için de kendi aralarında Christiania Özgür Devlet Fonu oluşturarak Danimarka'dan bu toprakları uzun mücadeleler sonucunda kiralamayı başardı.


70'lerin o barışçıl ve özgür yaşantısını Christina'da da bol bol görebiliyoruz. Yaklaşık bin kişinin yaşadığı bu köyde tüm paralar tek bir kasada toplanıp, halkın ihtiyaçlarına göre kullanılıyor. Kendi bayrağı ve anayasası mevcut. Kendi kuralları ile yaşıyorlar. Bisiklet üretip, restoranları, el yapımı şeyleri ile geçimlerini sağlıyorlar.

Bayraklarında bulunan kırmızı üzerinde üç sarı nokta, Christiania kelimesindeki i harflerini simgeliyor. Meditasyon, yoga gibi aktivitilerin yaygın olduğunu tahmin etmişsinizdir lakin sık sık polis takımıyla müsabakaya girdikleri bir futbol takımı da mevcut. (Genellikle yeniliyorlarmış :) Ortalama 400 adet köpek sokaklarda yaşıyor; sahiplenmek yasak ki bu ortamda bence hiç gerek yok. 


Bu köyde eğlenmek, mutlu olmak, şarkı söylemek, barış içinde yaşamak, şarap içmek... hayatın tüm güzelliklerini yaşamak serbest. Zaten aksi o hippi doğasına aykırı olurdu. 

Yalnız, fotoğraf çekmek (gerçekten) yasak. Gidenler de bunu teyit ediyor. Fotoğraf makinenize el konulabilir.

Amsterdam'daki Red Light District'e selamlar... 
Marihuana satışı yasal değil fakat el altından insanlar takılabiliyor. Polis nadir de olsa bölgede baskın yapsa da göz yumabiliyor. Koşmak da bu durumlarda alarm anlamında kullanıldığı için normalde de koşmak bu bölgede yasak. Yasa dışı maddeleri ile ilgili kısıtlamaların getirilmesi ile birlikte 80'li yıllarda "No hard drugs" mottosu ile kimyasalların girişi yasaklandı. (Her ne kadar hürriyetin haberine göre kesin yasak dense de el altından kullanılıp kullanılmadığı benim aklımda bir soru işareti. :)

Burayı daha iyi anlamak için gidip, görmek, yaşamak gerek...

Bir sonraki köyde görüşmek üzere.
Dostluklar...

Kaynaklar:

FOLLOW ON

Yorum Gönder