25 May 2014

Komün yaşamlar: Marinaleda Köyü

Merhaba,
Birkaç arkadaşla konuşmuştuk öylesine ve geçenlerde facebook hesabım üzerinden sordum "Büyük bir arazi olsa ve oraya komün yaşam kurulsa kimler katılırdı? Ciddi soruyorum. Böyle bir şey olsa bunu yapmak ister miydiniz?" diye. İçlerinde bu isteği barındılar yazdı.

Bu kadar istekliysek neden bir araya gelip bunu gerçekleştiremiyoruz? Bunu halen daha düşünüyorum. Evet, bu sistem içinde doğan hastalıklı bireyleriz. Birkan Tuğba Alakır gibi gerçekleştirenler, bunu başarmış komünler mevcut. İmkansız değil aslında ama metropol ve şehir insanları için biraz zor. 

Aslında benim kafamda dönen ilkel yaşama tamamıyla dönmek, teknolojiyi tamamıyla reddetmek değil. Çevreye, doğaya uygun şekilde komün yaşamak. Hayatın değişimlerini ve yeniliklerini buna entegre edebilmek... 

O zaman sözde medeniyetlerin hastalığından kurtulmuş bu komünleri inceleyelim. Bakalım onlar nasıl başarmış ve nasıl sistemleri var. Belki bizlere ilham olurlar.

Marinaleda Köyü

Belediye Başkanı: Sánchez Gordillo
Nüfus: 2.708 (2008 sayımına göre)

Marinaleda, İspanya'nın güneybatısında bulunan özerk bölge Endülüs'ün Sevilla iline bağlı olan bir belediyesi. Belediye kendini sosyal demokrat kooperatif bir yapı olarak tanımlamakta.

1991 yılında bir aristokrata ait olan bu köyün toprakları kamulaştırılıyor ve köylülerin kurduğu kooperatife, Endülüs Bölge Hükumeti tarafından devrediliyor.

Özel mülkiyet yok. Bütün kararlar halkın katıldığı toplantılarda alınıyor. Köydeki tarlalarda çalışan herkese günde 6 saat çalışma karşılığında 47 Euro ödeniyor. Marianale'da köyünde ev istiyorsanız 70 yıllığına kiralıyorsunuz ve bu evler için aylık 15 Euro ödüyorsunuz. Gordillo, burada yaşayan insanların fazla paraya ihtiyacı olmadığını dile getiriyor.

Evi yapan kişinin inşaatta çalışması şartı ile gerekli malzemeler ve araçlar ve işçilik, köy kooperatifinin kasasından karşılanıyor.

Ayrıca, isteyen aile ayda 12 Euro karşılığında çocuğunu kreşe gönderebiliyor. İlk okul, ortaokul ve lisede ise öğrenciler yemeklerini ücretsiz olarak köyün gıdalarını veren kantinde yiyorlar. 

* Belediye başkanın bir makam arabası yok. Bir yere gittiğinde köylülerden birisine kendisini tren istasyonuna bırakmasını rica ediyor.
* Belediyenin ambleminde "Barışa giden bir ütopya." yazıyor.
İşsizlik oranı neredeyse sıfır.  Bir trafik ışığı setine, iki bara ve sıra sıra alçak evlerin dizili olduğu merkezi bir caddeye sahip. Köyde bulunan tankların ve silahların yarattığı yıkımı yansıtan duvar resimlerini, üzeri karalanmış Nazi sembollerini, tarlalara doğru yürüyen işçilerin resmedildiği sütunları görmek mümkün.


Detaylı incelemeyi kaynaklar bölümünden linklere tıklayarak öğrenebilirsiniz. Ben olayın özetini geçtim size. Ütopya diye beyinlerimize işlense de aslında hiçbir şeyin imkansız olmadığını görüyoruz.

Bir sonraki köyde buluşmak dileğiyle,
Dostluklar...

Kaynaklar:

FOLLOW ON

Yorum Gönder