31 Eki 2013

Toplu taşıma içinde inatla mesajlaşmaya çalışanlar

Şu toplu taşıma kullanan insanlara bayılıyorum. Halk dediğin toplu taşıma içinde o sefaleti çekendir! Halk dediğin toplu taşıma içindeki o mozaik çeşitliliktir!

"Teknoloji gelişti; herkesin elinde telefon, tablet... Aman efendim dünya, insanlık ne hale geldi? Sürekli klavye başında, tık tık bir şeyler yazıyoruz." muhabbetlerini artık geçiyorum. Geçelim lütfen! Bunun kaçışı yok. Lakin benim takıldığım nokta yine bir dolmuş yolculuğunda karşılaştığım manzara.

Bu seferki konumuz kısa-orta arası boylarda bir ablamız. Dolmuş elbette tıkış tıkış! Bu ablamız dolmuşa bindi. Elinde (sanırım) son model bir telefon var. Tıkır tıkır bir şeyler yazıyor. Kapı girişinde duruyor ve bir sonraki durakta uzun boylu bir adam biniyor. Kadının arkasında da ilkokul çocuğu var. Çocuk ne yapsın? Görüş açısında kadının telefonu. Ne yazdığını büyük bir dikkatle okuyor. Uzun boylu abimiz boy avantajından ötürü kadının yüz hizasından kolunu uzatıp tutunacak bir dal buluyor. Lakin ablamız inatla, tüm engellere rağmen yazmaya devam ediyor. Adamın kolu, burnunun yakınından geçtiğini görmesine rağmen, sağa ufak bir dönüşle ve kolunu farklı bir pozisyona sokarak yine yazmaya devam ediyor!

İyi açıdan düşünüyorum. Çok acil konuşması gerekiyor. Ölüm kalım meselesi var! Yavrum 10 dakika falan sabret yahu. Zaten arkadaki çocuk tüm hikayeni okudu. 

28 Eki 2013

Ağaç yaş iken eğilir

Toplu taşıma araçları gözlem yapmak için mükemmel yerler. O kadar çok çeşit insan biniyor ki ilginç muhabbetlere ve davranışlara tanık oluyorsunuz. 
Maltepe'den Bostancı dolmuşuna yine sıkış tıkış binmiş bir şekilde yol alırken tutunduğum demirliğin hemen aşağısında iki kadın ve sevimli bir minik kız oturuyordu. 

Kızın elinde peçete vardı. Yere düştü ve annesi "Sakın almayacaksın bir daha." dedi. Sanırım pis bir yere düştüğü için almasını istemedi. Sonra küçük kız "Yanımda oturandan kaptım." dedi. Konu anlaşılacağı gibi ilkokul bitleri! Bununla ilgili durumu annesi yandaki kadına anlatıyordu. "Şimdi geçti." dedi. 

Oysa benim aklım yere düşen peçetede kalmıştı. Çevreyi koruma adına sevgili ailelerimiz çok güzel eğitim veriyorlar. Eğer o çocuğa onu şimdi alacak ve indiğinde çöpe atacaksın şeklinde bir uyarıda bulunsaydı; bence çocuk bir sonraki zamanda yere çöp atmamayı ve elindeki bir şeye sahip çıkmayı öğrenmiş olacaktı. Ayrıca o pis yere düşen bir şeyi almakla insanlar kanser olmaz ve biraz mikrop çocuğun ileride daha dirençli olmasını sağlar. 

Takip et / Follow me on

23 Eki 2013

Çöp kenarına bırakılan bebekler


Merhaba,
Dün iş yerinde dönen ilginç bir olaydan bahsetmek istiyorum. Özgür ile bir kadının iki aylık çocuğunu evde bırakarak tatile gitmesi ve bebeğin (doğal olarak) ölmesi haberini tartışıyorduk. Daha sonra konuya mutfaktaki ablanın da dahil olması ile birlikte asıl bomba patlar.

Kardeşinin eşi bir gün çöp konteynerinin yanında bir kız bebeği bulmuş. Bizim ablanın da iki oğlu var ama kız çocuklarını çok seviyor. Bu kişi de bunu düşünerek bu bebeği ablaya getirmiş. Abla da eşi de çocuğu kabul etmiş, büyütmek için fakat halen daha tam olarak anlayamadığım bir sebepten ötürü bu zavallı bebeği sahiplenemiyorlar. Anladığım kadarıyla dini sebepler engel oluyor. 

Daha sonra bebeği alıp, kocasından yeni boşanmış bir tane kızı olan bir komşuya götürüyorlar. Kadın da büyütmeyi kabul ediyor. Büyürken bunlar da mamasından, bezine birçok ihtiyacı için yardım ediyorlar.

Bebek şimdi büyümüş, durumu iyiymiş. 

"Polise neden gitmediniz?" diye sordum. "Annesi bırakmış bir bebeği polise götürsek onun için daha mı iyi olacaktı? Çocuk esirgeme kurumu daha mı iyi bakacaktı?" şeklinde bir cevap geldi.

Dışarıda gerçekten ilginç olaylar dönüyor. Ne desem bilemedim.
Dostluklar...

2 Eki 2013

İstanbul trafiğinde motor kullanmak...


İstanbul'da motor kullanmak fantastik gerilim filiminde canavarlarla savaşmak gibi. Motor kullanmıyorum ama bir artçı olarak bu gözlemleri yaptım. 

Yaz boyu işe A.'nin motoru ile gidip geldim. Eve her adım attığımda "Oh bugün de yaşadık." diyordum. İstanbul trafiğinde dört tekerlekli araçlar kesinlikle iki tekerlikli araçları siklemiyor! Araçtan saymıyorlar. Nasıl umursamaz davranabiliyorlar, anlamıyorum. Yanlışlıkla bir çarpsalar ölme riski çok fazla. Bunu vicdanını nasıl taşıyacaklar hiç düşünmüyorlar mı?!

Hele hele... Araç kullanırken bir de ellerinde telefonla uğraşanlar var ya diyecek kelime bulamıyorum. Yola değil, telefondaki son mesaja bakıyorlar. O kadar mallar ki yandan gelen motoru hesaba katamıyorlar. Çünkü onların trafiğinde iki tekerlekliye yer yok. 

Bir gün bu şekildeki bir kız eziyordu bizi. Bir de utanmadan "Pardon!" dedi. Arabasını tekmeledim ben de. 

E5'te motor üstündeyken, yanımdan geçen araçlar canavar gibi geliyor. Bizi yakalayıp, yok etmek istiyorlarmış gibi yanımızdan geçiyorlar.

Istanbul trafiği ile ilgili söylencekler bitmez ama sürücü kurslarında trafikte saygı diye bir ders olmalı. Motorların da olduğu kafalara sokulmalı. Zor olacak ama inancım var yine de.