8 Oca 2013

Madde 7: Charles Bukowski'nin tüm kitabını oku


Pis Moruğun Notları
  • Ama eğlence ve tehlike ekmek parasını çıkarmaya ve kedileri beslemeye yetmiyor.
  • Tanrı'nın insana üstünlüğü; insanın Tanrı'ya üstünlüğü, her şey bu kadar hasta iken annenin çilek kompostosu.
  • İntiharların havada asılı kaldığı ve sineklerin çamurla beslendik­leri yerlerde daha uzun sürer yazlar.
  • Kentler insanları öldürmek için inşa edilirler ve bazı kentler insana kısmetli gelir bazıları gelmez, çoğu gelmez.
  • Bir şeyleri kurtaracaksak bu an­cak mutluluk, gerçek ve akış kavramlarına yepyeni bir yaklaşımla mümkün olabilir; titreşimsel algılama ile. Henüz katledilmemiş ço­cuklar için geçerli bu, ama onlar da katledilecek, bire yirmi beş bah­se girerim çünkü hiçbir yeni kavrama müsade edilmeyecek -güç çetesi için fazlası ile yıkıcı olabilir, hayır, Camus değilim ben, ama, canlarım, teneke kafalıların trajediyi bu kadar küçümsemeleri beni rahatsız ediyor.
  • Solcular teker teker öldürülürken sağcıların pantolonları bile buruşmuyor.
  • Aşk' penisi­lin almayı gerektiren bir hastalık.
  • Bana 'kötülüğü' anlamaya çalışmamın söylenmesinden usandım.
  • Anayasa yozlaşmaya kalkan olarak tasarlanmadı. 
  • Tanrı'nın insanları katillere dönüşür.
  • Psiki­yatrlar tamamen yanlış oldukları bir gün kanıtlanacak mekanik kli­şeleri ile hepimizin hasta olduğunu söylemeye, bunun için de iyi pa­ra almaya devam edecekler, kulaklarımızı açmayı öğrenmeliyiz, ba­zı şarkı sözlerini hatırlıyor musunuz?
  • Santa Fe'de bir dostumla ko­nuşuyor, hayır, içiyordum, ve hayli tanınmış bir psikiyatr olan dos­tumun kulağına eğilip sordum: "Jean, gerçeği söyle bana, ben deli miyim? hadi güzelim, gerçe­ği, katlanabilirim." İçkisini bitirdi, boş bardağı sehpanın üstüne koydu ve "Önce üç relimi ödemen gerekir." dedi. İşte o zaman en azından birimizin deli olduğunu anladım.
  • Arkadaşlık bu demektir: Deneyi­min önyargılarını paylaşmak.
  • Haklısın, moruk, kadınlar sahtekarlara bu kadar güzel yalan söyledikleri için vurulurlar. Pekala, öyle olduğunu varsayalım -kadınların sahte erkekleri seçtiklerini- bu Doğa'nın kanununa ters düşmez mi? Güçlü olanın seçilmesi meselesine? Nasıl bir toplum bu?  
  • Toplum kanunları ile doğa kanunları farklıdır, biz doğal olma­yan bir toplumda yaşıyoruz, her an havaya uçma tehlikesi içinde ya­şamamızın nedeni bu. Kadın sahte erkeğin bu toplumda ayakta kal­mayı başardığını sezgi yolu ile bilir ve onu yeğler, kadının tek ama­cı çocuğunu doğurup onu güvenli bir şekilde büyütmektir. 
  • Öyleyse bugün cehennemin kıyısında bulunuyorsak sebebi ka­dınlardır diyorsun, öyle mi? Buna 'kadın düşmanlığı' denir.
  • Trafik kazası sizin cebinizden para çıkması demektir, trafik ce­zası ise benim, üstelik bizi kendimizden korumakla görevli moto­sikletli çocuklar kendilerine yeni ev, araba ve orta sınıf altı karıları­na giysi ve biblo alabilmek için her ay belli bir kota doldurmak zo­rundalar, bırakın bu aptal hikayeleri, araba kullanmıyorum artık, dün gece arabamı iskeleden aşağı ittim, tek bir şeye pişmanım." / "Neye?" / "Lanet şey aşağı yuvarlanırken içinde olmadığıma."
  • Değişim içerden dışarıya doğru gerçekleşmeli, sokaktaki adama yeni bir şapka verir gibi ye­ni bir rejim veremezsiniz, karnını doyursanız, Dizzy Gillespie'nin tüm plaklarını hediye etseniz bile iki paralık alışkanlıklarından ko­lay vazgeçmeyecektir.
  • İdeoloji silah satışı üstüne kurulmuş.
  • Bir eyleme geçmeden önce eylemin ruhunun nerede olduğunu ve eylem bittiğinde nerede olacağını çok iyi düşünmek gerek. 
  • Helada beş dakika fazla kaldığı için işten kovulan adamlar biliyorum, anlatmak istemediğim çok şey gördüm, ama bir şeyi öl­dürmeden önce yerine daha iyisini koyabileceğinden emin olmalı­sın. 
  • Yanında evden kaçmış on altı yaşında bir kız, midende de başka­sının birası varken devrimden söz etmek kolay, uluslararası ün sa­hibi üç kıçı kırık yazarın OOOOOMMMM tezgahına kapılıp park­larda dans ederek DEVRİM diye bağırmak kolay, ama devrimi başlatmak, devrimi gerçekleştirmek başka şeydir dostlar.
  • Tanrı kira ve şarap parasını çıkarmaya yetmedi, tanrı BEKLE dedi. güç­tür hasta bir ruh ve aç bir karınla BEKLEMEK.
  • Sokaktaki her adamın ayağında sağlam bir çift kundura olsun, karnı doysun, arada sırada da iyi bir parça ile yatağa girsin isterim, tanrım, 1966'dan beri bir kadına dokunmadım, elime patlatıp duru­yorum, hangi yöntemi denerseniz deneyin sihirli kutunun yerini tut­maz.
  • İsa çarmıhtan indi, şimdi bizi çivi­lediler lanet şeye.
  • Oğrenmek için Karl Marks okumayın lütfen, çok kuru bok. in­sanlık ruhunu tanımaya çalışın. Marks, Prag'a giren tanklardır, bu yola girmeyin, öncelikle Celine okuyun. 2.000 yılda yetişmiş en bü­yük yazar. Camus'nün Yabancı'sı, mutlaka. SUÇ VE CEZA, KA-RAMAZOV KARDEŞLER, tüm Kafka, keşfedilmemiş yazar John Fante'nin bütün kitapları, Turgenyev'in öyküleri. Faulkner'dan, Sheakspear'den ve özellikle George Bernard Shaw'dan uzak durun, inanılmaz siyasi bağlantıları sayesinde şişirilmiş bir balondan baş­ka bir şey değildir Shaw, önündeki yol asfaltlanmış ve gerektiğinde kıç yalamasını bilen bir diğer yazar da Hemingway'di sanırım, an­cak aralarında önemli bir fark Hemingway'in ilk yazılarının iyi ol­masıdır, oysa Shaw baştan sona bok yazdı.

6 Oca 2013

Madde 7: Charles Bukowski'nin tüm kitaplarını oku

Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi
  • Kapımı kapalı tutabilmek için korkunç şeyler yaşadım birkaç kez. Çoğu onları içeri davet edeceğimi ve sabaha dek içeceğimizi sanır. Yalnız içmeyi yeğlerim. Yazarın borcu yazarlığınadır sadece. Okuyucuya karşı sorumluluğu yazılarını bastırıp sunmaktan öteye geçmez. Üstelik kapımı çalanların çoğu okurum değiller, benim hakkımda bir şeyler duymuşlar da. En iyi okur ve insan beni yokluğu ile ödüllendirendir.
  • Saroyan bütün parasını at yarışlarında kaybetti. Fante pokerde, Dostoyevski rulette.
  • Para ancak iki şekilde sorun teşkil eder: Çok fazla ya da çok azsa. 
  • Bu kadar insan. Ne yaparlar? Ne düşünürler? Hepimiz öleceğiz, hepimiz, ne sirk! Bunu bilmek birbirimizi daha çok sevmemiz için yeterli bir neden olmalı, ama değil. Son derece önemsiz şeyler bizi dehşete sürükleyip dümdüz ediyor, yutuyor. 
  • Korkunç olan ölüm değil, yaşanan ya da yaşanamayan hayatlardır. İnsanlar hayatlarına saygı duymuyorlar, işiyorlar üstlerine, sıçıyorlar. Geri zekalılar.,
  • Yazmak uçmaktır benim için. Ateşler yakmaktır. Yazmak, ölümü sol cebimden çıkarıp duvara atıp tutmaktır.
  • Sartre mesela: "Cehennem ötekilerdir." 
  • Çanlar benim için Çalmıyor. 
  • Babama karşı geldim, okula karşı geldim, yurttaş olmaya direndim. 
  • İnsanı yazmaktan alıkoyabilecek tek şey kendisidir. Yazma isteğini gerçekten duyan kişi mutlaka yazar. Reddedilme ve aşağılanma onu güçlendirir sadece. Ve engellenişi ne kadar uzun sürerse o kadar güçlenir, barajda yükselen su gibi. Yazmakla kaybedilecek hiçbir şey yoktur; uyurken parmaklarınızı güldürür; insanı kaplan gibi yürütür, gözlerini ateşleyip ölümle yüz yüze getirir. Bir savaşçı gibi ölür, cehenneme şeref konuğu olursunuz. Sözün kuman. Oyna, çevir çarkı. Karanlıktaki palyaço ol. Gülünçtür. Gülünçtür. Yeni bir dize daha.
  • Dördüncü kattan yürüyen merdivene bindim. Kim icat etti yürüyen merdiveni? Delilik diye buna derim. Yürüyen merdivenlerde ve asansörlerde çıkıp inen insanlar, araba süren insanlar, garaj kapılarını uzaktan kumanda ile açan insanlar. Sonra yağları eritmek için jimnastik salonlarına gidilir. 4.000 yıl sonra bacaklarımız olmayacak, ördeklere benzeyeceğiz. Bütün türler kendilerini yok ederler. 
  • Büyük şairdim ama içiyordum. Ve sefil bir hayat yaşamıştım. Ve şimdi genç şairler de içiyor ve sefil hayatlar yaşıyorlardı çünkü başarmanın yolunun burdan geçtiğini sanıyorlardı. 
  • İnsan ırkı her şeyi abartır; kahramanlarını, düşmanlarını, kendi önemini
  • Otobanda giderken radyoyu açtım, şansıma Mozart çıktı. Hayat bazen güzel olabiliyor. Ama bu biraz da size bağlı.
  • Kadınlara gelince; her kadın bir ümitti ama çok sürmedi. Durumu hayli çabuk kavrayıp RÜYALARIMIN KADINI'nı aramaktan vazgeçtim; kabus gibi olmayan bir kadın kabulümdü.
  • Yürürken bir gencin bana doğru koştuğunu gördüm. Bunun ne anlama geldiğini biliyordum. Önümü kesti. 
  • "Afedersiniz," dedi. "Siz Charles Bukowski misiniz?"
  • "Charles Darwin," dedim ve yanından geçip yürüdüm.
  • İlginç insanların sayısı neden bu kadar az? Milyonlarca insanın içinde neden sadece birkaç kişi? Bu kasvet verici ve cansız türle yaşamaktan başka çare yok mu? Tek bildikleri Şiddet sanki. Uzmanlık alanları. Şiddet söz konusu olduğunda çiçek gibi açıyorlar. Olasılıklarımızı kokutan bok çiçekleri gibi. Sorun onlarla etkileşim içinde olmanın kaçınılmazlığında. Evime elektrik istiyorsam, bilgisayarım bozulmuşsa, arabama yeni lastik lazımsa, diş çektirmem ya da ameliyat olmam gerekiyorsa onlara muhtacım. Beni dehşete düşürseler de anlık ihtiyaçlarım için muhtacım götlere. Dehşete düşürmek de hafif kalır bu arada.

5 Oca 2013

Madde 7: Charles Bukowski'nin tüm kitaplarını oku

Okuduğumuz kitaplarda beğendiğimiz, bizi güldüren, düşündüren cümlelerin altını çizer ya da not alırız. Ben altını çizerim. Zaten elimdeki kitapların içi çizilmiş, not alınmış olur bol bol. Bu şekilde seviyorum. 36 Madde listemde tüm Bukowski kitaplarını oku maddesi bulunuyor. Okudukça altını çizdiklerimi paylaşacağım blogta. Bu yüzden fazla söze gerek yok.

Sıradan Delilik Öyküleri
  • Namuslu is yok.
  • Dünyanın tamamı yasal cinayet bokunun içinde yüzüyordu.
  • "Neyiniz var sizin?" diye bağırdım onlara. "Kuşların saçımıza gözümüze sıçmalarından bıktık! Bu kuşu halledip dama fırlatacağız  başına gelenleri diğerlerine anlatacak. 'Bu orospu çocuklarının şakaları yok! Onlardan uzak durun!' diyecek. Bu güvercin sayesinde öbür güvercinler üstümüze sıçmaktan vazgeçecekler."
  • "Isa psikiyatrların ve egoların en büyüğüydü -Tanrının oğlu olduğunu iddia etti. Paragözleri kiliseden attı. Yaptığı en büyük hata. Sıçtılar ağzına. Bir çivi tasarruf etmek için ayaklarını üst üste çivilediler. Ne boktan is." 
  • Üniversite öğrencileri önyargılı değillerdi zaten. Tek bir şey istiyorlardı -onlara bilerek yalan söylenmesin. Haklıydılar.
  • "Özgür bir ülkede yaşıyoruz, ben..."  / "Özgür bir ülkede yaşamıyoruz -her şeyin bir sahibi, her şeyin bir fiyatı var." / "Ama ben istediğim yere oturmakta özgürüm, ben de senin gibi giriş ücreti ödedim, sen bana ne yapacağımı söyleyemezsin." /  "Beni rahatsız etmediğin sürece istediğin yere oturursun elbette, kaba ve aptalca davranıyorsun, uzun lafın kısası, beni UYUZ ediyorsun."
  • O barda kalmamakla hata etmiştim, kızın teki duvardan çıkıp barin üstünde dans etmişti; kırmızı saten külotunu yüzüme sallayıp durmuştu, komünist komplosu muhtemelen, başka ne olabilir?
  • Alışveriş merkezlerini sevmiyorum! alışveriş merkezlerinde olmaktan hoşlanmam! orada oturup mermer fıskiyeyi seyredersin, bir karınca geçer, ya da bir tür böcek can çekişmektedir önünde, bir kanadı hareketli diğeri hareketsiz, yabancısındır. iki-üç kisi sana buz gibi bakar, sonra garson gelir nihayet, kirli külotunu bile koklatmaz sana, ama kazulet karinin tekidir ve bunun farkında bile değildir, istemeye istemeye siparişini alır. bir kola, sıcak ve bükülmüş bir kağıt bardakta getirir kolayı, canin kola filan çekmiyordur aslında, içersin, böcek hâlâ can çekişmektedir, otobüs hâlâ gelmemiştir, mermer fıskiye toz kaplıdır, her şey yapaydır, anlıyor musun? tezgaha gidip bir paket sigara almak istesen biri gelene kadar beş dakika geçer, oradan çıktığında dokuz kez tecavüze uğramış gibi hissedersin kendini.
  • "Hank, su salak haline bak,' dedi, 'önünde kocaman bir şey sarkıyor, arkan boş!"
  • Dünyanın duvarlarının içinde kafayı yemiş, talihi kimin söndürdüğünü merak ediyor...
  • "Cehennemi günler yaşıyorum," dedi, "gerçek bir insanla konuşmayalı aylar oldu."
  • Dışarıda -nereye baksan: marketlerde, fabrikalarda, postanelerde, pet dükkanlarında, beysbol maçlarında, siyaset bürolarında içeride gördüğümden daha çok deli görmüştüm. Zaman zaman bu adamın akil hastanesinde ne isi var, diye soruyordun kendine. Bobby vardi mesela, gayet düzgün biriydi, muhabbeti hoş; bizi iyileştirmeye çalışan psikiyatrların çoğundan daha akli başında görünüyordu hatta. Psikiyatrların çoğu kendi akıllarından şüphe ettikleri için psikiyatr oluyorlardı.
  • Tanrı beni affetsin, ve tanrı tanrıyı affetsin.
  • LSD ile renkli televizyonun tüketime üç aşağı beş yukarı ayni zamanda girdiği dikkatinizi çekti mi? birden patlayıcı bir renk cümbüşü ile karşı karşıyayız ve ne yapıyoruz? birini yasaklıyor, öbürünün içine ediyoruz, televizyon şimdiki ellerde yararsız, bunda tartışılacak fazla bir şey yok.
  • İnsani delirtebilecek her şeyi yasaklamaya kalksak toplumun yapısı altüst olurdu.
  • Başka bir adamın karisi ile yatmak güzeldir ama bir gün yakalanacağının da bilincinde olacaksın, hem bu zevki artırır, günahlarımız, onlarsız yapamadığımız anlaşılan kendi cehennemlerimizi yaratabilmemiz için cennette biçilirler, herhangi bir dalda yeterince sivrildiğin anda düşman kazanırsın, şampiyonlar kıçlarini her zaman kollamak zorundadırlar; halk onların kıç üstü kendi bok çukurlarına düştüklerini görmeye can atar.
  • Asit kötü fahişe gibidir, insani bitirir.
  • Bir LSD tribi hiçbir kuralın kapsamadığı şeyler gösterir insana; test kitaplarında olmayan, belediye encümenine şikayet edemeyeceğiniz şeyler. Esrar mevcut dünyayı daha katlanılabilir kılar sadece. LSD ise kendi içinde bir toplumdur zaten, toplumla uyum içindeyseniz LSDyi "sanrı verici madde" olarak sınıflandırırsınız muhtemelen ki meseleyi rafa kaldırıp kurtulmanın kolay bir yoludur ama sanrının tanımı hangi kutuptan hareket ettiğinize bağlı olarak değişir. Yaşanan her şey yaşandığı anda gerçektir. ..... İnsanin gördüğü her şey gerçektir, bir diş güç tarafından getirilmemiştir oraya, o dogmadan önce de oradadır. .... LSD değildir kötü tribinizin nedeni -annenizdir, Başbakanınızdır, komşunun küçük kızıdır, elleri kirli dondurmacıdır, zorla gördüğünüz cebir ya de İspanyolca dersidir, 1926 yılında kokladığınız iğrenç heladır, size uzun burunların çirkin olduğu öğretilmişken gördüğünüz çok uzun burunlu bir adamdır; müshildir, Abraham Lincoln Tugayi'dir, Franklin D. Roos-velt'in yüzüdür, bir fabrikada on yıl çalıştıktan sonra beş dakika geç kaldığın için kovulmaktır, sana altıncı sınıfta tarih öğreten o yaşlı bok çuvalıdır, köpeğinin arabanın altında kalması ve kimsenin sana yolu doğru dürüst tarif edememesidir, otuz sayfa uzunluğunda ve üç kilometre yüksekliğinde bir listedir bu.
  • "Evet. Hayvanlara aşığım. Sorunum insanlarla. Hayvanlarla gerçekten bütünleşebiliyorum. Bilemiyorum, gerçekten aklımı kaçırmış olabilirim."