25 Kas 2013

Hippiler Kraliçesi Perihan

Perihan Yüce, 70’li yılların Türkiye’sinde gündeme oturmuş isimlerden biri. 68 Kuşağından etkilenmiş İzmirli ve otel odasında ölü bulanan genç bir kadın. Onun mezarı başında üç büyük dinin kitabından bölümler okundu. Babasının nefretine rağmen annesi Hippiler Kraliçesinin soğuk bedenine sahip çıktı.

Perihan Yüce 16 yaşındayken İzmir’den İstanbul’a kaçtı. Hippilerin durağı Sultanahmet’te ucuz bir otele yerleşti. Artık o da bir hippiydi. Giyimiyle, saçıyla ve yaşam tarzıyla… Perihan çok güzel dans ederdi ve yüzündeki gülümseme hiçbir zaman eksik olmazdı. Ve onu, park çiçeklerinden örme bir taç takarak Hippiler Kraliçesi ilan ettiler.


Kraliçenin yanına bir de Kral gerekiyordu, ama bu kim olmalıydı? O sıralar 12 yaşında Timothy adında bir İngiliz çocuk, üzerinde çok miktarda esrarla yakalanmıştı. Bütün dünyanın gözü bu olaydan ötürü İstanbul'a çevrilmişti. Timothy, çocuk olduğuna bakılmaksızın hapse tıkılmıştı. Çocuğun annesi bu durumu protesto için Sultanahmet adliyesinin önüne çadır kurmuştu. İşte bu sıra Sıtkı Yener, semt esnafından ve hippilerden para toplayarak bu kadına ve çocuğa yardım kampanyası düzenledi. Öyleyse Hippiler Kralı da Yener olmalıydı. Tacını meyhanede giydirdiler. O gece Kral ve Kraliçe yıkılıncaya kadar dans edip içki içmişti. Yerebatan sarnıcının hemen üstünde, berbat bir otelin 4-5 metre karelik merdiven altında bulunan Yener'in meyhanesi hippilerin üssüydü. Duvarları, tavana varıncaya kadar pop-art resimlerle süslenmişti. İlan tahtasında her dilden, her milletten macera severler için ilginç notlar asılıydı; satılık gitarlar, çadırlar, uyku tulumları, armonikalar, kameralar. Bir de defteri vardı meyhanenin: "trip" resimleri, şiirler, desenler.[1]


Sultanahmet’in bu kadar rengârenk olmasını o yıllarda bizim toplum hep hoş karşılamadı. –Ne zaman renkleri sevebildik ki zaten.- Dolaysıyla hippilere karşı olan bir topluluk da vardı. Onların bu kadar özgürce davranmalarını, dans edip, içmelerini, sürekli gülüp mutlu olmalarını sevmiyorlardı. Hatta Sultanahmet, “Bitli Sultanahmet” olmuştu. Hippi Perihan da karşı olanlara karşı mücadele etti. Bir olayda kendisine kaba davranan güvenlik görevlisine: “Ben Hippiler Kraliçeyisim. Bana bu şekilde davranamazsın.” şeklinde bir çıkış yaparak kendisinden özür dilettiği söylenir.[2]

Ve bir gün ölü bulundu Papatya Kız, Sirkeci’deki bir otel odasında. Ölmeden önce Hors Greger isimli bir alman ile aşk yaşıyordu. Ölümünden sorumlu tutulup bir süre gözaltına aldılar. Hippiler Kraliçesi’nin cenazesini Hippiler Kralı Yener kaldırdı. Perihan'ın mezarı başında hippi arkadaşlarının yaptığı törende İncil, Tevrat ve Kuran bir arada okundu.

Ana yüreği ya, annesi cenazesi başındaydı. Mezarını yaptırdı; mezar taşına  bir de “Hippiler Kraliçesi” yazdırdı. Ama ya babası? İzmir’de hurdacılık yapıyordu. Gazeteciler babasını buldular. Gazete haberine göre aynen şöyle dedi: "Ölüme sevinilmez ama, iyi oldu diyeceğim. Çünkü bir mikrop temizlendi."



Yaşam hikâyesi 1970'te Fehmi Tengiz'in yazıp yönettiği Hippi Perihan adlı bir filme konu oldu. Perihan Yücel'i filmde Feri Cansel canlandırıyor.[3]


O istediği gibi yaşadı. Kendi seçimlerinden gitti. O hep güldü. Dans etti ve içti. Kafası güzeldi. Dünyayı ve insanları sevdi. Kimseye kötülük yapmadı. O Hippiler Kraliçesiydi. O istediği gibi yaşadı ve öldü.
Mekânın cennet olsun Perihan!

Not: Yazı internet taramasından derlenmiştir.
Not2: Gazete görsellerinin büyük halini görmek için şu linke gidip Hippi Perihan diye aratın.
Yorum Gönder