17 Eki 2012

Kedim ve ben


Kedim ve Ben: Bir "ağır işsiz hikayeleri"dir!

Ayak parmaklarımı ısırmasıyla uyandım. Bugün bankada işim olduğumdan erken güne merhaba dedim. Fındık Isırgan kafası güzel gibi sürekli koşturduğundan yataktan fırladığım gibi o da bacaklarıma atladı. Tam bir oyuncu. 

"Hey yaramaz! Az izin ver de işiyeyim." dedim 

F. Isırgan saf saf baktı, ne diyor diye. Büyük ihtimal anlamadı ama ben banyoya gidince geri kaçtı. Bizimkinde banyo fobisi var. Bir sefer A. evde çok pislendi diye yıkamaya kalkmış. Kedi çılgına dönmüş. Bizimkinin baldırına unutulmayacak bir iz bırakmış. Kan kaybından ölebilirdi A.! O gün bugündür banyoya işi düşmediği sürece girmez. Elinde içeri götürürsen son hız kaçar. 
....
Uyandığım gibi mama ve su kabına bakıyorum. Her ne kadar yeniden temiz su ve yeni mama koysam da benim kahvaltıma dadanıyor. 

"Dostum! Bak bu benim yemeğim. İşim yok! Dolaptaki son peynirim. Senin daha bir poşet maman var. Az insaflı ol. Ben geberirsem seni kim besleyecek. Bundan çıkarlı olamazsın" desem de elleriyle pati atıyor sırtıma.
 " Sikerim ebeni! Ver dedim oradan ufak bir parça. Ölmezsin, sana bir şey olmaz" bakışından ziyade masum zavallı moduna giriyor. Ben de kıyamayıp veriyorum. İkimizin de gönlü olmuş oluyor. 

Genelde sabahlarımız böyle. Bak! Hikayeyi ilginçleştirmek için çok uğraşıyorum. " bugün naptık" diye düşünüyorum. Üç haftadır işsizim. Evde oturuyorum sadece. F. Isırgan da hemen yanımda uyuyor. Gündüzleri tam bir uykucu. Karnını okşarım. Bu gerçekten hoşuna gider. En sakin olduğumuz zamandır. Bir de arada yemek yeriz. Bu kadar! Cebinde parası olmayan bir işsizim! Bu da ağır işsizin hikayesidir. Yalnız bir şey söyleyeyim mi size, karnını okşarken şekilden şekile girmesine bayılıyorum. Açlıktan ölmediysem yarın ki hikayede görüşmek üzere! 
Yorum Gönder