5 Tem 2011

Pollyana adi bir kaltak aslında


Küçükken kaç yaşında olduğumu bilmediğim zamanlardı sanırsam. Çünkü her şey tek renkti. Hep mutluydu. Sanki kafam güzel gibi değil de, kafası güzel olan bir beyin içinde sürekli gülerek dolaşıyordum. Pollyanna en iyi arkadaşımdı mesela. Bir de kedim vardı. Bir gün tüylerini yeşil yapmaya kalkışınca aniden nefesi kesildi. Meğerse ölmüş. O an ilk defa cız etti içim. Ama geçti acısı iki güne. Küçükken kaç yaşında olduğumu bilmediğim zamanlar ya… Önemi yok belirli sayıların. Ne olmalı ki zaten? Hiçbir şeyi düşünmezsin. Dert etmezsin. Her şey hazırdır senden önce. Doğal olarak önem kavramını lügat da taşımanın manası da yoktur.

Sonra birden etrafı renkli görürsün. Meğerse bizim Pollyanna adi bir kaltakmış! Sonsuz dostluk adına verdiği gözlüğün sonsuz kısmını biraz abartmışız da. Ben de niye etrafı sürekli pembe görüyorum diyorum.

Sokakta oynarken gözlük kırılınca ortaya çıktı gerçekler. Vay anasını dedim. Güzeli, çirkini… Acısı, tatlısı… Heycanı… Korkusu… Hayat bir an 8bit trip oldu.

Artık kaç yaşında olduğumu bildiğim zamanlardı. Yaşı bileceksin ki duruma göre birkaç tane daha üstüne ekleyip ya da çıkartasın. Zaten acıların çocuğu modundayız. Kişiliği bulma problemi yanında bir de hayat nedir, biz kimiz lan gibi her genç kızın başına gelebilecek sorularla uğraşıyoruz. Çok içiyoruz, çok dertliyiz… Çok sigara söndürüyoruz, çok dertliyiz… Dertliyiz gene de dertliyiz. Arada tersi de olmuyor değil. Çok içiyoruz, çok mutluyuz… Çok sigara söndürüyoruz, alkolün yanına iyi gidiyor hacı…

Her şey bir yana…

Yalnız kaldık mı düşeriz yollara kaybolan pembe gözlüğünü aramak için. Artık mutlu olduğumuzu sanmakla yetinmek isteriz çünkü. Geceler yollar olmuştur beynimizde. Bazen gözyaşı… Bazen de gülümseme.

Sonra anlarız. Önemli olan kaybolan pembe gözlüğü bulup takmak değil ya da etrafı tek renk olarak görmek. Önemli olan kendi gözlerimizle hayatın içindeki renkleri görmek… İstersek bir ışık gibi, önümüzde duvar gibi tek rengi delebiliriz. Maksat anı yaşayalım. Zaten bir şeyi aradığında bulamazsın. Sen öylece dururken kendi bir anda çıkıverir. Acıyı aramadığın gibi mutluluğu da arayamazsın ki. Ama tamamen bir tanesiyle de yaşayamazsın.

Napıyoruz o zaman? İçmeye devam…

Ne bilim ya aklıma şöyle bir şeyler geldi karalayayım dedim. Çaktırmayın iki ayın konusunu karıştırarak yazdım.

Anlayacağın bütün suç Pollyanna’nın valla.

Ha… Bir de baksana!

Küçükken kaç yaşındaydın ki sen?

05.17.11 tarihli gazeversite'deki yazı..
Yorum Gönder