11 Eki 2010

Kadıköy'de Dünya Partisi...


Perşembe günün yorgunluğu üzerimden çıkmamış. Öğleye kadar uyusam da yoğun bir günün ağırlığını halen daha hissediyorum. Ve o gün bile halletmem gereken bir saatlik bir iş var. Şansa bak! Hava da bardaktan boşalırcasına. Elime ne geldiyse geçiriyorum ve yola koyuluyorum. Allah'tan yakın bir yer. Ama yine de o yağmurda dönüşte  eve kadar yürümek zorunda kalıyorum. Ve birkaç gün önce olmuş olduğum lanet regl sinirlerimi en yüksek dereceye çıkarıyor.

Ve sonunda evdeyim...

Odanın her bir tarafında eşyalar, yıkanacak bulaşıklar, okunacak makaleler... Düşünüyorum "Ne yapsam?" diye. Sonra "Sokarım böyle işe alırım makalemi koyarım sigaramı." dedim; müzik eşliğinde koltuğuma gömülerek kendimi engin bilgilerle doldurmaya karar verdim.

Tipim: Saçlarım önüme gelmesin diye ufacık bir sürü tokayla tutturmuş bir de üstüne göt kadar saçımı arkadan toplamışım. Dünden kalma göz kalemi akmış ama sağolsun gözlüğüm ona engel çekmiş. Üzerimde pijamam. Bir iki kahve lekesi ve aslında iyi bir duş gerekli. Üzerimde yorgunluk ve tembellik anlaşma yapmışlar o koltuktan kaldırmamak niyetine.

Sonra bir anda içeri tanımadığım yüzler girdi. Kağıtlar arasına gömülmüş kafamı kaldırdım ve "Hi" diyen ağızlar eşliğinde ve ellerde dolu alkolle "parti zamanı" diyen birkaç insandı sadece. Başlangıçta. Almanya-Türkiye maçını izlemek isteyen bir iki Alman olmalıydı. Sonra nereden bilebilirdim ki tüm milletten birilerinin akın edeceğini... Şili'den Avusturya'ya, İtalya'dan Afrika'ya kadar... Ben, erasmus yapıyor gibi hissettim bir an.


Ve her şey ondan sonra başladı...

Mutfakta sınırsız alkol ve evde nerdeyse otuzun üstünde garip insan. Evde mal mal dolaşmaya başlıyorum elimde kadehimle. Şarapçı gibi... Millet feyşın takılırken ben pijamalarla herkese "hi" falan çekiyorum. Muhabbet ve tanışma faslı başta.

Bir anda çişim geliyor. Bar sanki ev anacım, kuyruk var! Neyse bekliyoruz ve muhabbete kuyrukta da devam. Sonra pantolonumu aşağı indiriyorum. İğrenç bir karın ağrısı da var bu taraftan. Ona küfrediyorum derken o da ne. O_o! Üstüme geçmiş!!! Otuz saniye şaşkınlık, panik ve utanç yaşıyorum. İçeri girip çıktım, oha, napcam herkes odada nasıl üstümü değiştirecem ya da oradan eşyaları alacam diye düşünürken otuz saniye bittiği gibi "sikerim amk!" tepkisini verdim ve çıktım. K.'nın odasına gittim ve durumu anlattım. Bu sefer o bir şok yaşadı. Odadan nasıl alabiliriz diye düşünürken. ilk önce bir sigara içmem gerek ve ardından N.'den yardım isteyeceğiz dedim. Ve gülme krizlerinden sonra olay çözüme ulaştı. Her şeyden önce otuz saniye de olsa bir utanç yaşadım.

Sonra şarapçı halime bu sefer punky kareli pijamamla geri döndüm. Bir elimde şarap bir elimde sigara ve bir yanımda siyah bir yanımda beyaz Alman kızlarla entel muhabbetlere daldık. Her şeyden muhabbet ettik gece boyunca. Güzel, eğlenceli ve büyük bir parti oldu. Bölümümü iliklerimde hissettiğim cinsten.

Alman bir kızın doğum günüymüş aynı zamanda. Tanıyorum önceden ama artık isimleri aklımda tutamıyorum. Zaten garip ve zor isimleri var. Pasta kutlama derken odadaki yeni aldığımız

antika masanın üstü yaş pasta oldu hep. Çok ucuza kapmıştık. N.'in kalbi kriz geçirir gibi oldu sonra artık battı balık yan gider misali devam etti...

Saat iki buçuğu göstermeye başladı. Herkesin keyfi yerinde. Partiye devam o zaman... Derken gözlerimi kapadığımda etrafın döndüğünü hissetmeye başladım ve bu kadar alkol şimdilik yeterliydi. Bir kahve biraz iyi gelir dedim ve kahve içtik.

Yavaştan yorgunluk ve üzerimizde salaklık beliriyordu. Zaten saat üç buçuk gibi evden ayrılmaya başladılar... Tabi gitmeden önce herkes email, facebook gibi iletişim adreslerini birbirlerine verdi. Sarıldık, öpüştük ve see you soon dedik. :P

Ne mi oldu sonra?

Kasa şeklinde biralar, şaraplar ve geriye bok gibi kalmış ev!!! Kendi evinde bir partinin sonu çok acı olabiliyor. Tabi kalkıp temizlik mi yaptık?!Sabaha bir şekilde hallederiz... Hayır, gidip horul horul uyudum! Saat zaten beş falan olmuştu. Bir ay götürür bu parti beni :P

Not: Fotoğraflar elime geçmedi daha... Geçtikten sonra birkaç tane yayınlarım...

Dostluklar...
Yorum Gönder