13 Eyl 2010

La passion de Jeanne d'Arc


Dikkat spoiler çıkabilir!

Genç bir kadın, Jeanne d'Arc (Maria Falconetti), Fransız halkına yardım etmek amacıyla erkek kıyafetleri giyip savaşa katılır. 19 yaşındaki bu kadının amacı halkı için bir şeyler yapmak. Tanrıyla konuştuğunu söyler. Tanrı ona Fransızlara yardım etmesi görevini bahşetmiştir. Yalnız İngilizler'e esir düşünce, kadın büyücülükle suçlanır ve birtakım din adamları ile yargıçlar karşısında mahkemeye çıkar. Film de bu süreci, diyalogların nasıl ilerlediğini, Jeanne d'Arc'a yoğunlaşarak nasıl acı çektiğini ve çaresizliğini görüyoruz.

Sessiz film severlerin kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum. Farklılık arayanlar da izleyebilir. Film gerçek bir olaydan alıntı. Mahkeme kayıtlarından yararlanılarak senaryolaştırılmış. Jeanne d'Arc'ın hayatından daha çok mahkeme süreciyle ilgili olaylar anlatılıyor. Bir nevi biyografi olduğu da dile getirilebilir. Gerçek zamanda bundan 500 yıl sonra Fransa'da zaten azize ilan ediliyor.

Filmde dikkat çeken noktalar öncelikle yakın surat çekimleri. Bildiğim kadarıyla oyuncularda hiç makyaj yok. Her şey çok doğal yansıtılmış. Çok net tüm mimikler. Tüm kırışıklıkları dahi film boyunca inceleyebilirsiniz. O derece saf olarak ekrana yansıtılmış. Makyaj yapılmamasının nedeni de bu olsa gerek.

Diğer bir ilginç noktalardan biri, bu film Maria Falconetti'in 3. filmi ve gerçekten inanılmaz bir rol sergilemesine karşında bundan sonra başka bir film çekmemiş. En azından bana enteresan gelmişti bu kısım.

Ve filmin çekimi 1927 yılında bitiyor. Ardından gösterimi belli bir süre yasaklanıyor. Daha sonra gösterime gireceğin yıl orijinal negatifler yanmış O_0. Çıldırırdım ben herhalde. Ama yönetmen kenara atılmış negatiflerden tekrardan ortaya bir şeyler koyuyor. Ama bu da başka bir yangında da yansın mı?! Anam... Bildiğin filmde bir cenabetlik var. Tüm bundan sonra arda kalan ne varsa parça parça bir şeyler tekrardan birleştirilerek film haline getirilmiş. Tabi ilk özgün halinden de eser kalmamış. Yıllar sonra orijinalinin bir kopyası 1981'de Norveç'de akıl hastanesinde bir dolaptan çıkmış. Olaya bakar mısınız ya... Daha sonra 1985 yılında birçok düzeltme yapılarak orijinale yakın hale getirilmeye çalışılmış. Danimarka dilinde olan ara yazılar tekrar Fransızca'ya çevrilmiş.

Bence bu işte bir komplo var. Biri zamanında araklamış, nasıl Norveç'te çıkar ya? Danimarka dili hangi ara filme girmiş. Kesin adam arakladı ve en son kafayı yedi. Yıllar sonra olay patladı. Haha! Yazdım ben de iki dakikaya...

Son olarak da bu filmden sonra ortaçağ gotik ve kilise müzikleri ilgimi çekmeye başladı. Filmin seyrindeki sesler de insanı etkilemiyor değil. Yönetmen aslında ilk başta filmin tamamen sessiz olarak ilerlemesini istemiş çünkü böylelikle izleyicilerin tamamen filme konsantre olup çok daha iyi ayrıntıları yakalayabileceğini düşünmüş. Ama daha sonra tabi film için bir takım beste yapılmış. Zaten o dönemlerde film gösterilirken yandan bir piyano gibi bir şeylerle eşlik ediliyormuş. Yanlış hatırlamıyorsam =)

Üstteki afiş ünlü Türk grafik sanatçısı Mengü Ertel'e ait. 1976 yılında Paris'de sinema festivalinde "Jan Dark'ın Çilesi" afişiyle büyük ödül almıştır.

IMDB: 8.2
Yılı: 1928
Yönetmen: Carl theodor Dreyer

Yorum Gönder