15 Ağu 2010

Varlık ile Yokluk arasındaki çekişme


Bir sabah kalktım ve o hızla aynanın karşısında buldum kendimi. Anlamsız baktım çilli suratıma. "İğrenç bir günün başlangıcı." dedim. Üstümü değiştirdim. Okula uzanan yoldan yine boş şeyler düşünerek geçtim. Bisikletimle ilerlemeye devam ediyorum.

Lanet olsun! Niye bana takılıyorlar. Gene salağın biri taş attı tekerime. Neyse bu sefer ucuz kurtuldum.

Ve sürmeye devam ediyorum. Bu aralar garip hissediyorum kendimi. Aslında bok gibi hissediyorum. Ama bu garip olmadı ki. Bunu her zaman hissediyorum. İşte bu ilginç. Her neyse…

Okula giriş…

Bu koridordan nefret ediyorum. Çok uzun ve çok kalabalık. Gerizekalılar koridoru gibi. Bir o kadar da seviyorum… Okulun en güzel kızı hep o köşede duruyor. Tamam sadece o kız için seviyorum. Melek gibi bakıyor. Fakat, yanından geçiyorum; o hiçbir zaman beni fark etmiyor bile. Hiç gibiymişim onun için sanki. Söyle gülüm sen beni HİÇ’te gördün mü? Benden bi haber. Dikkatini çekmem için biraz daha düzgün suratlı ve üçgen vücutlu olmam mı gerek. Bizi bu dünyada var eden şeyler belirli kalıplar mı ki?

Ben seni hep izledim. Sessizliğinde, derinliğinde… Konuşurken ve ağlarken… Kızdığında… Benle dalga geçerken bile o hırçınlığını izledim be gülüm.

Sen ve senin gibi sözde okulun popüleri, ama gerçek hayatta bir kuzudan farksız sizler. Ben ve benim gibileri hep yokmuşuz gibi gördünüz. Ufak bir fakındalığınıza yakalandığımızda ezmek için elinizden geleni ardına koymadınız. Görmek istemediniz. Aslında bu dünyada yerimiz yok gibi davrandınız. Olmamalıymışız gibi… Tanrı’nın hatası gibi.

Aslında hep düşündüm, insan kendini boşlukta hisseder mi diye? Kendimi anlamlandıramadığım o boşlukta bok gibi hissetmemi sağlayan sizlere teşekkür etmem gerek. Sizin sayenizde "Peki boşluk kendini insanda hisseder mi?" diye sordum kendime. Siz benim için bir boşluk; ben sizi o boşlukta var olan bir insan olarak gördüm. Hep sizin sayenizde…

Var olma çabanız bizi ezik göstermekten ibaret. Bizi küçük düşürerek kendi sesinizi çıkartıyorsunuz ama bilmiyorsunuz ki bir şekilde bizi var ettiğinizi. Aslında her şey birbirine bağlı bir ying yang. Bizler o hep düşündüğümüz boşluğu oluştururuz. Biz olmazsak o boşluğun bir anlamı kalmaz. O boşluk olmasa biz de var olmazdık. Hiçlik varlığı, varlık hiçliği pekiştirir. Ölüm yaşamın, yaşam ölümün ardından kendini gösterir. Her şey bir döngüden ibaret ve artık biliyor musun be gülüm: Kendimi bok gibi hissetmiyorum.

insan kendini boşlukta hisseder mi
boşluk kendini insanda hisseder mi
söyle gülüm sen beni HİÇte gördün mü?
T. D.

Gazeversite, 14 Ağustos 2010 - Yeşim Özbirinci
Yorum Gönder