9 Ağu 2010

Van Kalesi


Dün Van müzesine gidecektik ama evden biraz geç çıktığımız için tam kapanma saatine denk geldi. Biz de sonraki durağımız olan "Van Kalesi"ne geçtik. Şu fotoğraftaki yere çıkmak beni yordu. Mola vere vere tırmandık. Ama çıktıktan sonra manzara süperdi. Bir tarafta Van'ın çıplak dağları ve yeşil alanları; diğer tarafta göl ve güneşin eşsiz manzarası. Doğu'da güneşin batışı bir ayrı oluyor. Onun dışında kale güzeldi ama pek bir şey kaldığı söylenemez. Sağlam duran sayılabilecek kule vardı. Sanırım ezan içinmiş. İçine doğru bakarken merdiven gördük. O kadar daracıktı ki, ne amaçla yapılmışsa, nasıl yukarı çıkıyorlardı anlamadım. Tabi biz yol buluruz da öyle bakar mıyız. Hepimiz çıkmaya başladık. Bir an sıkışıp arada kalacağız sandım. Çık çık bitmiyor. Korku filmi gibi anam. Karanlık. En son bir ışık gördük. Cam gibi bir yere vardık işte. Tabi bizden önce bir sürü kişi çıkmış. Bir akıllı biz değiliz hoş. Bir sürü de duvar yazısı yazmışlar. 

Neyse biraz ama biraz tarih...

Urartu Krallığı için Sarduru tarafından M.Ö. 840-825 tarihinde yapılmıştır. Bu tarz kaleler savunma amaçlı değil daha çok bölgeyi kontrol altına almak amacıyla yapılıyor. Bu kale 1800 m uzunluğunda, 120 m genişliğinde ve 80 m yüksekliğindedir. Bunun dışında Van Kalesi efsanesi var:

"Kalenin yapımı o kadar ihtişamlıymış ki görenler insan elinin böyle bir şey yapacağına inanmıyorlarmış. Dev gibi insanlar tarafından düzgün taşlarla sıva ve harç kullanmadan yapıldığı inanışı varmış. Hatta iki eli arasına alıp taşı bastırarak hamur haline getiriyormuş. Meher denilen kişi de bu dev yapılı insanlardan biriymiş. Atıyla birlikte Meher kapı denilen yerde Urartu kaya yazıtının ardından günümüzde de yaşadığına ve kıyamet günü gelince yeniden ortaya çıkılacağına dair efsaneler var. Meher Kapı değişik inançlara göre kutsal sayılır. Hristiyanlar bu kapının Paskalya'nın yedinci günü ya da St. Jean Bayaramı'nda açıldığına inanılır. İslam inanaçlarına göre ise burası bir hazine kapısıdır ve her cuma gecesi açılır."

Şeyh Abdurrahman efsanesi: İran Şah'ı Abbas, Van Kalesini almak için kentin kuzeyindeki Şehbağı denilen yerde konaklar. Kale çok yüksek ve sağlam olduğu için bir türlü alamıyordu. Aradan yedi yıl geçti. Oraları tanıyan bir Şah'a "Kalede Abdurrahman Gazi diye bir ermiş olduğunu, onun orada olduğu zaman burayı almamız imkansız" der. Bunun üzerine Şah Abbas, ermişi denemek için bir kuzu bir de köpek kızarttırıp armağan olarak gönderir. Elçiler armağanı sunduklarında, ermiş şöyle bir bakar ve köpeği göstererek " Bunu Şah'ınıza götürün" der. Elçiler geri götürürlerse Şah'ın kendilerini öldüreceğini söyler. Bunun üzerine Şeyh elini köpeğe doğru uzatarak "hoşt!" diye seslenir. Köpek canlanıp koşmaya başlar. Elçiler durumu Şah'a anlatır. Şah da kuşatmayı kaldırıp ülkesine döner"
Yorum Gönder