15 Ağu 2010

Hippi Yollarda/ Final yazısı - Van

Gençler ve pıtırcıklar...

Van gezisi çoktan son buldu. Arhavi'nin bağrından sesleniyorum size. Zamanım olsa yaz mevsimini orada geçirirdim desem yalan olmaz. Nem sıfır ve akşamları serin. Anlatamam bu olayı ya. Karadeniz'e indiğimiz gibi yapış yapış oldum. Sırf bundan dolayı Van gölü manzaralı bir arsa alıp üzerine şato yaptıracağım. Yaz aylarını huzur içinde orada geçiririm artık. Gündüz göle girerim, akşam da serin serin şatomda oturur şarabımı yudumlarım. Haha, ne hoş!

Aslında, bir sürü tasarladığım şeyler vardı yazı konusunda. Ama bu nem beynimi eritti. Bu yüzden idarelik bir Van son yazısı yazıyorum.

Şimdi Van'da ufak bir havaalanı olması gidişi kolaylaştırıyor. Zaten çok ufak bir alanda. Bavulları bekleme yeri çıkışla bir. İnsanlar girip çıkıyor yani. Biz ilk vardığımızda bir şeyler yemeye gitmiştik. Lahmacun yiyelim dedik. Yediğim şey daha öncekilerine benzemiyordu hiç. Daha büyük, yuvarlaktan ziyade dikdörtgenin köşeleri yuvarlatılmış gibi. Kokusu ve tadı farklıydı. İçindeki daha pide içi gibiydi ve ellerime yağ bulaşmadı. Yağ akmıyordu. Kısacası lezizdi.

Daha sonra arabayla bir Van turu yaptık. Zaten merkezde öyle gezip görülecek pek bir şey yok. Bildidik binalar ve çarşı. Birçok marka şubesini de açmış zaten. Van müzesi ve Kapalı çarşı diye bir alışveriş yeri var merkezde. Kapalı çarşıda Hindistan'dan gelen eşyalar satılıyor genelde ve çok fazla gümüş dükkanı var. Bunun nedeni de Ermeni esnafların işlediği Savat adlı oraya ait gümüş işlemeler olduğu için. Tabi bir tane kolye aldım hemen ben de. Mor ametist taşlarıyla süslenmiş ucunda orta büyüklükle bir savat işleme var. Çok beğenerek almıştım. Artı taşlar stresi azaltıyormuş. :D

Van Doğu'da görebileceğiniz en yeşil yer sanırım. Özellikle Gevaş bölgesi bildiğin ağaçlar arasında.

Sonra Vizontele'yi herkes hatırlar sanırım. Van'da çekildiğini bilmiyordum. Hatta oturduğumuz yerin yan tarafındaki evde Tarık Akan kalmış çekimler sırasında. Bizim bahçede bir sallanan koltuk vardı. O koltuk da Vizontele'den kalmaymış. Vizontele'nin kurduğu sinemayı sağ olsun yıkmışlar. Yıkık harabeyi gördüm sadece.

Van'ın kahvaltısı meşhur. Birçok yer var sadece kahvaltı yapmak için. Ben yapmadım ama yapılabilir. Yöreye ait birkaç bir şey var.

İran sınırı olduğu için İran plakalı arabalar görmek çok olağan. Sınıra kadar yüzü gözü gözükmeyen kadınların sınırdan sonra da görülmeyen yerlerini arıyorsun. İçkiye, eğlenmeye geliyorlar(mış).

Alkol nerelerde satılıyor bilemedim. Çünkü o ortama meyil olamadı maalesef. Göl kenarında içmek vardı ama. Neyse siz benim yerime yaparsınız artık. Ama tutucu bir yer değil. Satan yerler var. Çarşaflı kadın iki tane bilemedin üç tane gördüm ben. Bağcılarda iki adımda bir görüyorum misal. Rahat giyinebilirsiniz de. Ben sırtı açık giyinmiştim. Ama tabi altımdaki uzun bacaklıydı. Çok aşırıya kaçmamaya dikkat ettim. Nasıl olursanız olun dikkatleri çekiyorsunuz ama turist gözüyle bakıyorlar. Bu konuda bir sıkıntı yaşamadım.

Bir de birçok arkadaşımdan "iyi cesaret ettin de gittin, tam da karışık olduğu zamanlardı" diye söylemler aldım. Vallahi hiç endişe etmedim. Bilhakis büyük bir heyecanla gittim. İlk defa Doğu Anadolu bölgesini gezdim ve kesinlikle devam etmek istiyorum bu bölgelere. En büyük üzüntüm bir makinem olmaması ve birçok gözümle kestirdiğim kareleri yakalayamam. Artı ben varken de çatışmalar oldu. Ama olan olaylar bizim yerimizden uzaktı. Ve belli yerlerde oluyor. Daha çok ufak köy tarzı yerlerde. Zaten sıkça askeri araçları ve polisi görüyorsunuz. Ben kendimi sokaklarda sırtımda çantamla gezerken gazeteci gibi hissettim. Sanırım biraz yakın zamanda izlemiş olduğum Salvador filminin etkisi olsa gerek. Hauhaushd!

Kısacası keyifli bir geziydi benim için. "İyi ki gitmişim" dedim. Oradaki insanlardan korkmanıza da gerek yok. Dışarıdan gelen insana öcü gibi bakmıyorlar. Ben bazı şeylerin abartıldığını düşünüyorum. Kimi olayların sorumlusu tüm halk olarak görülüyor. Oradaki insanların birçok konuda eksiklikleri var. Biraz da tembeller. Fakat tüm etrafa farklı şekilde gösteriliyorlar. Ve bunun üzüntüsünü onlar da yaşıyor. Biraz köşeye itilmiş ve kendi hallerine bırakılmış olarak gördüm.

Bunlar benim gözlemlerim ve düşüncelerim... Her şeye rağmen önce insan olmak önemli.

Dostluklar...
Yorum Gönder