5 Tem 2010

Herkes horon tepsin istiyorum...

Hayatımın en güzel gecelerinden birkaçı 2006 senesinde Malatya'da geçmişti. Lise halk oyunları ekibi olarak Türkiye finallerine katılmıştık. Evden zar zor izin almış, okul müdürünün iknalarıyla ailem kabul etmişti. Hocalarım bırakmak istemiyorlardı beni ki ben de kesinlikle bırakmak istemiyordum. Bir seferinde izin alamamıştım. Çok büyük acıydı. Neyse… Artvin, halk oyunları dalında ad yapmış bir ildir. Biz de bunun getirisiyle çok disiplinli ve ciddi çalışmalar yapıyorduk ki kimi günler yer ve zaman sıkıntısı gibi aksaklıklar olabiliyordu. Ama eğitmenlerimiz ve dansçılar “bize” çok inanıyordu. Oluşan ekip ruhu mükemmeldi, Artvin’in en iyi ekiplerinden sayılıyorduk. Yani, öyle dendiğini bile duydum.

Her şey hazırlandı. Aslında biz hiçbir zaman hazır olmazdık, çünkü en iyi performansımızı sahnede gösterirdik. Eğitmenimiz, daha doğrusu abimiz Murat Hoca'nın lafı vardır. “Birinci olmadıktan sonra ha ikinci ha on ikinci olmuşsun” diye. Buradan ne kadar ciddi çalışmalar yaptığımız belli oluyordur bence.

Yarışmadan önceki gece bütün ekiple çay bahçesi tarzı bir yerde toplanmıştık. O cümbüşü görmek lazım. Her şehirden bir sürü dansçı. Herkes çalıp oynuyor, tanışıyor falan. Yöreyi bilmesek bile oynayanların arasına girip dans ediyorduk. Bizim yörenin ezgilerini çalınca bu sefer de onlar giriyordu. Tam bir kültür kaynaşması. İnsanlar hal koyunları sayesinde yaşamadıkları birçok deneyimi tadıyorlar. Birçok yeri görüyor; kültürü, dansı öğreniyorlar. O ruhu, neşeyi hissetmek çok farklı. Halk oyunlarının yeri benim için çok farklı olmuştur. Oynarken çok büyük keyif almışımdır.
Ve yarışma....

Sıra bize gelince sahneye ilk kızlar çıktı. Yarışma anında biz kızlar sahneyi terk edip erkeklere devrettiğimizde duyduğum o heyecanı hayatım boyunca başka yerde hissedemedim. Herkes o kadar mutluydu ki, “Bu bölümü atlattık, kusursuzduk, kesin birinciyiz.” dedik. O hissi hayatım boyunca çok aradım bir daha bulamadım.
O gün Allah bilir ve izleyenler de biliyor ki birincilik bizim hakkımızdı ama biz dördüncü olduk. Alttaki videoyu izleyerek ne kadar düzgün oynandığını da görebilirsiniz.
Geçenlerde Türkünü Söyle adlı yarışma programı TV'de açıktı ve hoşuma gidince izledim. İzlerken Efeler gösteri yaptılar ve Türküler halk oyunlarında çalan müzikleri aklıma getirdi. Birden duygulandım çok. Aklıma sonra lisedeki ekibin tüm zamanları aklıma geldi. Sonra en son yarışmaya çıktığım Malatya finali gözyaşlarımın önündeki seti kaldırıp boşalttı çok fena. Geçmişi düşününce duygulanmamak elde değildi.
Üniversitede de devam etmek istesem de disiplinli bir çalışma ortamı bulamadığımdan katılmak istemedim. İsmini yazdıran insanlar çalışmaya bile gelmekten acizdi. Sürdürmek çok istedim ama İstanbul Üniversitesi'nde sosyal etkinlik adına bir şey yapmak özel çaba isteyen bir şeydi. 

Yorum Gönder