Dünyanın küçük olması bir yana Allah'ın işi belli olmuyor kardeşim. Ortaokul zamanlarımda deseler ki "Bir gün Legolasla karşılacaksın." "Hayaller güzel, sie şimdi." derdim. Yüzüklerin Efendisi'nde, Legolas rolüyle her genç kızın gibi benim de kalbimi çalmıştı. Ergendim daha. Fotoğraflarını dergilerden keser; tarihi geçmiş ajandamda biriktirirdim. Posterlerini yatağımın yanına asar; iç geçirirdim. Bir gün karşılaşırsam... şeklinde cümleler kurardım kafamda. Kısacası platonik aşıktım. Yıllar geçti, büyüdüm ben. Her şey geride kaldı. Bu hislerime her yetişkin gibi gülüp geçtim.
Ama nereden bilebilirdim! Sen ki dünya starı, bir zamanların platonik aşkı karşıma çıka dur! Ee, hal böyle olunca, bir anda kendimi fan grubunun ön safhalarında buldum. İnsan şimdi gülüp geçse de heyecanlanmıyor değil yakışıklı adamın karşısında.
Ve Orlando gözükür...
Sadece filmlerde gördüğümüz biriyle karşılaşmak değişikti. Aslında bu, Türkiye'deki oyuncular için aynı etkiyi yaratmıyor. Nedenini bilmiyorum. Belki daha ulaşılmaz oldukları için daha heyecan verici oluyorlar. Eskiyi yad etmek için oradaydım biraz da, çünkü çok daha hayran sayılacak kişiler vardı. Seksi kıyafetleri geçirmiş, seksi bir hatun vardı mesela. Orlando için ölmeli ki özene bezene gelmiş. Eleştirmiyorum, yanlış anlaşılmasın. Olanı aktarıyorum sadece.
Durduğumuz tarafa doğru yaklaşırken kimseden pek ses yoktu. Herkes heyecandan dondu sanırım. Parmaklarımla ıslığı bastım ve sanki herkes komut vermeyi beklermiş gibi ve biraz da rahatlamış gibi bağırmaya başladı. Eğlenceliydi. İmza için kapışmaya başladılar. İmza olayını pek sevmiyorum. Bana göre pek anlamı yok. Sıkış tıkış kalabalıkta Orlando'nun O ve Bsi ilkokul çocuğu yazısına döndü.
Dibindeydim hemen. (Çatlayın kızlar :p) "Öpebilir miyim?" dedim. "Karım hoşlanmıyor." falan dedi. Karı ayağı çekti!!! Dünya starısın sen!! Sanki dudaklarından öpecektik. Müslümanlar da bile yanaktan öpmek artık günah sayılmıyor.
Herkese bakıyor, gülüyor. Sempatikti, ama biraz tutuk gibiydi. Böyle şeylere alışmış olduğundan belki de. Bu tarz şeyler çok sıradan bir olaydır artık.
Yalnız şunu anladım. Fan olmak zor iş arkadaş! Vaktini harcıyorsun. Bir şeyler topluyorsun. Üzülüyorsun, seviniyorsun. Nerede diye takip ediyorsun ve gidiyorsun. Bekliyorsun, bekliyorsun... Anam bunlar ünlü bekletir de bekletir. Karşına çıkıyor sonra. Ne hayaller kuruyorsun ama bakıyor sana, gülüyor ve gidiyor. Bunlarla uğraşılmaz. Böyle bir şeyin kişisel olarak da pek anlamı yok gibi sanki. Birebir olay yok. Görmek de anlık bir olay. Bu tarz etkinlikler lisede ya da ergenken güzel bence. İnsanın derdi yok tasası yok. Kafasında sürekli sevdiği sanatçılar ve hayaller var. Anlık görme o zaman daha anlamlı olabilir. Gerçi, şimdi bi Janis Joplin, Charlie Chaplin, Jim Morrison vs gibi isimler gelse her türlü deliliği yapabilirim/yapabilirdim. Beni çıldırtacak isimler ne yazık ki yaşamıyorlar.
Yine de her şeye rağmen Orlando'yu yakından görmek, konuşmak güzeldi. 13lü yaşlarımdaki halim dün burada olsaydı havalara uçardı sanırım.
Son olarak şunu da anlamak gerek. Aslında hiçbir şey imkansız değil. Tamam kızlar, evlilik hayallerinin gerçekliğinden bahsetmiyorum. O kadar da değil! Yine de öptürseydi güzel olurdu.
Not: Şuradan haber videosunu izleyip şapşal gülüşümü görebilirsiniz. Dünya starı görünce ağzı açılan kezban stayla modunda. O ye!
Orlando Bloom yeniden İstanbul'da from hippilazman on Vimeo.












